Yeni Döngü: Pandemi

Türkiye’nin bir sorunu vardır: her şeyi, herkes bilir. Bundan doğan hareketle, yazılı, işitsel, görsel ve internet medyasında sürekli boy gösteren ve her konu hakkında fikri olan insanların yaptığı yorumların aksine süreci herkes gibi ben de takip ediyorum. Okuduğum, izlediğim, gözlemlediğim şeylere göre koronavirüs ile ilgili halka verilen bilginin yeterli olmadığını, öte yandan televizyon kanallarında da bu konuyla ilgili demeç veren isimlerin ise nasıl oluyorsa her konu gibi bu konuyla da ilgili bilgisinin olmasına şaşırıyorum. Fakat araştırma raporları, çeşitli makaleler ve dış kaynaklardan yayımlanan birçok gönderiden de anlaşılacağı üzere çeşitli spekülatif görüşler de mevcut. Buna dikkat çekmek istiyorum.

Parasız toplum yaratılacağı konuşuluyor; buna hak veriyorum. Belki bu bir komplo teorisidir, belki de değil ama kapitalizm yerini alacak yeni bir ideoloji doğuyor olabilir. Salgının çıkış noktası ile bu teorilerin örtüşmemesi belki şu an için mümkün görünmüyor. Fakat düzenin değişeceğini düşünmek pek de yersiz değil. Yeni bir yönetim şekli ya da bir rejim olarak da varsayılabilir. Burada önemli olan şey, toplumlara ve gücü elinde bulundurmak isteyen kişilere ne katacağıdır. Çünkü dünya üzerinde bugüne dek birçok hastalık türedi. Yüz binler ve milyonlar ile ifade edebileceğimiz kadar çok insan hayatını kaybetti. Her ne olursa olsun, tüm bu olanlara rağmen toplumlar bu gibi durumlara çare buldu. Bu açıdan bakıldığında da tüm çabalar da bu talihsiz olayın çözüme kavuşturulacağı yönünde.

Dünya arenasında bu sürecin siyasi boyutla bir ilgisinin var olduğu da söyleniyor. Ortaya çıkan tüm bu komplo teorileri, politik ve ekonomik rekabet öğelerini destekler nitelikte. Toplumlar sorunlarını uzlaşı içinde çözemediği ve doğal kaynakları bölüşemediği için artık yapılan çatışmalar başka bir yolu boyuta evriliyor. Nüfus artışları, değişen siyasi dengeler ve ulus devletlerin manevralarıyla birleşince de milliyetçiliklerin körüklediği radikalleşme artık gözle görülür hale geliyor. Bunların yanı sıra, ekonomik kaynakların yetersizliği ve doğal kaynaklarına sahip olma isteği de eklenince ortaya çıkan tabloda her şey ve herkes için çoktan daha karmaşık bir hale geldi. Fakat sorun yalnızca bu mu?

Türkiye şu an tespit edilen on sekiz vaka ile çoğu Avrupa ülkesine nazaran nadir vakaların olduğu ülkeler kategorisinde yer alıyor. Bu aşamada ise tanı konulan kişilerin çoğunun yurtdışı seyahat öyküsü veya tanı almış kişiyle teması bulunuyor. Bu sebepten ötürü de virüsü nereden edindikleri kolay tespit edilebiliyor. Fakat ülkeler, son aşamadan dolayı endişe duyuyor. Son aşama ise seyahat geçmişi veya başka hasta ile teması bulunmayan vakaların toplumda yaygın bir şekilde görülmeye başlaması olarak nitelendirilebilir.

Bakanlıklarımızın tümünde nepotizm ile harmanlanmış olsa da bunların dışında işleyiş açısından birçok problemi bulunuyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Sağlık Bakanlığı’na neredeyse her kesim tarafından güvenin tam olduğunu söylemek mümkün. Bu açıdan bakıldığında, örnek bir süreç yönetimi olan bakanlığımızın kolektif bir şekilde Ticaret Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bir arada çalışmasını takdir etmiştim. Geride kalan tüm bu süreç neredeyse birkaç küçük kusurla iyi yönetiliyor derken, Türkiye umre dönüşünde yurda dönen yolcuları öğrenci yurtlarında karantina altına alma kararını hayretler içerisinde öğrendim. Süreci bu kararın baltalayabileceğini düşünüyorum.

“Neden” diye sorarsanız, dünyadaki veriler özellikle Almanya, İtalya, İran ve Güney Kore başta olmak Avrupa ve Amerika’da toplum içerisinde uzun süredir süregiden ve seyahat bağlantısı olmayan salgınlar olduğunu gösteriyor. Bu durum aslında koronavirüsün çok hızlı yayıldığını, seyahat kısıtlamalarının ve havalimanı taramalarının başka ülkelere bulaşmasını bir nebze azaltsa da salgını durdurmakta yetersiz kaldığını göstermeye yetiyor.

13 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü pandeminin yeni merkezinin Avrupa olduğunu duyurdu ve şu an Avrupa’da Çin haricinde dünyanın geri kalanından daha fazla vaka ve ölüm bildirilmiş durumda. Birçok Avrupa ülkesi artık toplum içerisinde salgın olduğunu kabul ederek, seyahat hikayesi olmaksızın, gribal enfeksiyon ve zatürre ile hastaneye gelen hastaların hepsini test etmeye başladı; sınırlar kapatıldı. Bazı ülkeler ise, İtalya’daki durumla karsı karsıya kalma ihtimaline karşın, sağlık sistemi, yoğun bakım ve test kapasitesini hızlı bir şekilde arttırmaya başladı. Şimdiye kadar olan veriler bir hasta tanı aldığında ülkede daha birçok vakanın olması ihtimalini gösteriyor ve dünyadaki yayılıma bakıldığında her ülkede, ülke içerisinde devam eden salgının olma ihtimali oldukça kuvvetli.

Aktif testler, tanı ve temas izlemeler dışında, Çin’de ve İtalya’da şehirleri kapatmaya kadar giden önlemler alınıyor. Buna rağmen bizler, düşüncesizce bazı kararlarımızı esnetiyoruz. Güney Kore gibi ülkeler ise bu olası risk ortamını daha çok test yaparak ve vaka teması ile belirtileri olan insanları izole ederek süreci yönetti. Sosyal mesafe koyma önlemlerini halka çok iyi anlattı ve yeni vaka sayılarının düşüşe geçmesini büyük ölçüde sağlamış oldu. Türkiye’nin ise halen kısmi olarak bu tür bir çalışmayı tam anlamıyla yürüttüğünü söylemek zor. Çünkü nasıl ki eğitim kurumları ve bazı devlet kurumları uzaktan eğitim verir/çalışır hale geldi; aynı şekilde özel sektöre de benzeri bir dokunuş şartı olmalıdır. İlk başta alışveriş merkezleri ve benzeri yerlerin tümünü geçici süreli olarak kapatılmasının sağlanması gerekiyor. Aksi halde, tekrar etmek gerekirse iyi giden bir süreç yönetimi baltalanmış olacak.

Öyle ki; halkın halen çok ama çok az bir kısmı bilinçli. Hatta önlem almadan, sorumsuz davrananlara devlet eliyle yaptırım uygulamalı. Aksi halde bu sürecin yönetilmesi çok zor ve etki alanı kısıtlanmış olacaktır. Bugün on sekiz olan vaka sayısının yaklaşık bir on gün sonra üç haneli rakamlara erişmesini istemiyorsak, Güney Kore gibi benzer bir risk yönetimi yapılması gerekiyor. Medyada maval okuyan programları sağduyuya davet ediyorken, herkesin sorumlu davranması gerektiğini hatırlatıyorum.

Komplike Dergi, 17 Mart 2020

 

 

Yeni Döngü: Pandemi
Paylaş
Başa dön