Bencillik ve İllüzyon

Hiç şüphesiz, benmerkezcilik zor bir durumdur. Dünyanın kendi çevresinde döndüğünü düşünen ve düşündürmeye meyilli olan, kişilerin etrafında kurduğu çemberden istediği zaman içeri alıp, istemediği zaman çıkarn, karşı taraftan fedakarlık bekleyen ama kendisinin çok küçük bir özveride dahi bulunmayı akıl edemediği bir durum. Çünkü isteği kendi çıkarlarına uyan herkes ile yakın ilişkiler kuran bireyler, yine kendi isteğiyle birlikte yalnızlaşır. Bu durum bireyin bencilliğiyle yarattığıdır.

Feminizm Deformasyonu

Fransız yazar Denis Diderot, ataerkil sistemin despotizmi beraberinde getirdiğini ve kadınların bu sistem içerisinde haksız yere muamele gördüğünü söylüyordu. Nihayetinde feminizmi, erkekler için de var olduğunu söylemekten çekinmiyordu. Bu kavram Türkiye’de yıllardır devam eden feminizm tartışmalarını ölçülü bir bakış açısıyla bütünleştirememesi sebebiyle sürekli olarak boyut atlıyor.

Toplumsal Birikim ve Bilinç

Türkiye toplumu, ekonomik ve sosyal düzeyi belirli bir noktaya erişen ve eskiden iç içe yaşamış birçok toplumu bünyesinde barındırıyor. Bu bilinç her ne kadar gelişirse, yaratacağı etki ve tepkilerden kendi değerlerine sahip çıkabileceği bir toplum kurulabilir. Bu da taviz verilmemesi gerekilen bir biinç çeşididir. Çünkü toplumun dinamosunu bu bilinç oluşturur.

Orta Doğu ve Ultimatom​

İranlı general Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta Amerika Birleşik Devletleri tarafından öldürülmesi tüm dünyada şok etkisi yarattı ve bu operasyonun sonrasında ise birçok dış politika uzmanı iki devlet arasında savaş çanlarının çalabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası sistem karşısında siyasi ve askeri olarak ayakta kalmaya çalışan İran, bölgede Amerika Birleşik Devletleri tarafından adeta çepeçevre çevrilmiş durumda.

Paradoksal Mutluluk

Yaşamlarımız her dönem farklı bir döngüye girer. Ekonomik, iktisadi, sosyolojik ve psikolojik sebeplerle kısa ya da uzun vadede yaşamlarımızı etkilediği de görülür. Sebepler ve sonuçlar arasındaki bu kırılım, tahlili zor bir süreci başlatır. Mutluluk ya da mutsuzluk de bu noktada geleceği şekillendiren, aile yapılarını kuran, kısacası; toplumun var olmasını sağlar. Peki, nasıl? Mutluluğun asıl sebebi nedir? Veya mutsuzluk yalnızca ekonomik sebeplerle mi alakalıdır?

Toplumsal Dayatmalar

Değer yargıları homojendir ve toplumun büyük bir kısmında bir çelişki yaratır. Özgürlüğün de yaratıcılığın da üretim azalımının da toplumun genel geçer doğrulardan sıyrılmadığı sürece olması imkansızken, aksi şekilde hareket edenler için sindirilmek, dışlanmak, saldırgan bir hal almaya sebep olabilir. Çünkü, düşündüğünüzde de toplumsal baskının sebep olduğu nice sorunun var olduğunu görebilirsiniz.

Geçmiş ve Bugün İlişkisi

Tarihin sayfalarını karıştırdığınızda karşılaşacağınız şeyler çok da farklı sayılmaz. Yer ve mekân, kişi ya da kurumlar değişse de her dönem bir sonraki dönemin gölgesi altında kalmaktadır. Türkiye’nin her geride kalan yılı bir kargaşa ve karmaşa içerisindeydi. 1960 ile 1970 dönemi tüm dünya için karmaşıklaşma anlamına eşdeğerdi. Dünya özgürleşiyor, sosyal devrim Amerika’dan yükselerek dünyaya yayılıyordu. Kadın hareketleri, siyasi değişimler, savaş ve benzeri bürokratik hamleler şu dönemin yol haritasını çizdi.

Siyanür Dehşeti

Siyanür araştırılmaya başlandı; halk göze çarpan bulgulardan dolayı şaşkındı. Çünkü dikkat çekilmesi gerekilen nokta şu; siyanür satın almak isteyenler için bir engel şart koşulmuyor gibi görünüyor ama satışının yapılmasından önce toplumsal bir sorun olarak toplu intiharların artışının araştırılması gerekiyor. Artan geçim sıkıntısı, Türkiye toplumunda önü alınamayan derin bir travmaya davetiye çıkarıyordu. İntiharlar, yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarından kaynaklandığının kabul edilmediği ve bu olaylara dahi kulp takanlar oldu, daha da olacak gibi görünüyor.

Korku Dimağı

Korku, bir tür çatlaktır. Zamansızca ruhu kemiren, kemirdiği ruha çaresizliğe aşılayan, hafızaları bulanıklaştıran, yalanlar yaratan, değişim ihtiyacına saldıran, sözü anlamsızlaştıran, kişiyi bambaşka bir hale getiren ve daha da acısı kişiyi olduğu kişiden farklılaştırandır. Egemen akılların toplum nezdinde önemli bir kesime etki ettiğini de düşündüğümüzde, bireysel ya kitlesel halde gerçekleştirilen eylemlerin nötrleşmesini sağladığı apaçık. İçinde bulunduğumuz çağ için korku çağı diyenler de oldu. Bu tanımlamaların tümünde, korkunun nesnesi egemen akıllardı. Kadınlar, işsizler, muhalifler veya hak talep eden herkesi içine çekerek genişledi. Bugün ise herkes bu çemberin dışında kalmak için var gücüyle elinden geleni yapıyor. Hem de korkuyla, çaresizlikle, yalanlarla, farklılaşmalarla…

Makyavelizme Bakış

Bu teori en başından itibaren çeşitli toplumsal normların reddi neticesinde herhangi bir toplum yapısında ortaya çıkan siyasetin o toplumun ahlak, değer ve varlık dünyasına yabancı olamayacağını savundu. Entegre olan ya da empoze edilen kesimlerin ise bundan nasıl etkilendiği konusuna gelirsek de etik kurallarının hiçe sayılması sebebiyle Makyavelizm’e olumsuz bakılmaktadır. Çünkü hedefe varmak için hiçbir kural tanımayan, her türlü yolu uygun gören politikalar için de Makyavelizm tabiri kullanılsa da artık günümüzde dahi bunun entegre edildiğini görebiliriz. Pragmatist ve emperyalist politikaların Makyavelizm düşüncesiyle dünyaya yayılmasında önemli bir yer tuttuğunu kimse inkâr edemez.

Başa dön