Aktüel

Orta Sınıf ve Siyasetin Homojen Dengeleri

Türkiye siyasetinin varlık sahasında kendine yer bulmak isteyen iki yeni oluşum olan Deva Partisi ile Gelecek Partisi, başta hükümet olmak üzere muhalefet kanadı için de önem arz ediyor. Siyasal değişime gebe olacağına dair söylemlerin üretilmesine sebep olan ve İyi Parti ile birlikte açılan tıkanık damarların, Deva Partisi ve Gelecek Partisi ile birlikte yeniden genişleyip genişlemeyeceğine dair kamuoyunda yer buluyor. Peki, bu iki yeni oluşumla birlikte siyasi arenada nobran dengelerin sarsılacağını düşünmek ne derece doğru?

Prekarya

İşte burada sınıfların ayrılığı kadar, empati yoksunu toplumların varlığını da görebiliriz. Toplumsal açıdan da çok ciddi bir sorun. Prekarya, bu anlamda bu yüzyılın bir kilometre taşı olarak görülmelidir. Çoğalmakta olan orta sınıfın da sınıfsızlaşması sonrasında da birçok kesim bu sınıfa dâhil olacak. Ve belki de farkında dahi olmadan bu gruba dâhil oldular bile. Sistem çarklarının böyle devam etmesi sonrası er veya geç bu gerçekle tanışacağız ama şimdilerde işsiz, güvencesiz, kayıt dışılık sebebiyle birçok açıdan manipülasyona açık ve yönlendirilebilir bir kesimin doğması 21’inci yüzyıla atılan bir çentik olabilirken, çoğunluğun gücüyle radikal bir bakış açısı yaratması ise yakın bir gelecekte an meselesi.

Sil Baştan Başlangıçlar

İçişleri Bakanlığınca, otuz büyükşehir ve Zonguldak’ta, hafta sonu için sokağa çıkma yasağı ilan ettiğinin duyulması sonrası ilgili şehirlerde halk market ve fırınların önlerinde uzun kuyruklar oluşturdu. Kimi yerlerde sosyal mesafeye uyulmadı; yoğunluğun ortaya çıkmasına neden olduğu gerekçesiyle genelgenin ilan ediliş şekli ise birçok sebeple eleştirildi.

Karantina İklimi

Türkiye, temel olarak yalnızca belli başlı sorunlarla yüzleşmeyecek. Bir yandan sağlık ve ekonomi ile boğuşuyorken, öte yandan toplumsal sorunlara karşılaşacak. Bugün dünyada yüz milyonlarca insan, sabahtan akşama dek çalıştıkları halde ancak ve ancak açlık sınırı dolaylarında hayata tutunuyor. Orta sınıf ise kredi kartı ve tüketici kredileriyle yaşıyor. Küçük ya da orta ölçekli işletmeler için kriz derinleşirken, alınan mali önlemler neticesinde neler olacağı ise öngörülemeyen bir şey.

Yeni Döngü: Pandemi

Türkiye şu an tespit edilen on sekiz vaka ile çoğu Avrupa ülkesine nazaran nadir vakaların olduğu ülkeler kategorisinde yer alıyor. Bu aşamada ise tanı konulan kişilerin çoğunun yurtdışı seyahat öyküsü veya tanı almış kişiyle teması bulunuyor. Bu sebepten ötürü de virüsü nereden edindikleri kolay tespit edilebiliyor. Fakat ülkeler, son aşamadan dolayı endişe duyuyor. Son aşama ise seyahat geçmişi veya başka hasta ile teması bulunmayan vakaların toplumda yaygın bir şekilde görülmeye başlaması olarak nitelendirilebilir.

Orta Doğu ve Ultimatom​

İranlı general Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta Amerika Birleşik Devletleri tarafından öldürülmesi tüm dünyada şok etkisi yarattı ve bu operasyonun sonrasında ise birçok dış politika uzmanı iki devlet arasında savaş çanlarının çalabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası sistem karşısında siyasi ve askeri olarak ayakta kalmaya çalışan İran, bölgede Amerika Birleşik Devletleri tarafından adeta çepeçevre çevrilmiş durumda.

Geçmiş ve Bugün İlişkisi

Tarihin sayfalarını karıştırdığınızda karşılaşacağınız şeyler çok da farklı sayılmaz. Yer ve mekân, kişi ya da kurumlar değişse de her dönem bir sonraki dönemin gölgesi altında kalmaktadır. Türkiye’nin her geride kalan yılı bir kargaşa ve karmaşa içerisindeydi. 1960 ile 1970 dönemi tüm dünya için karmaşıklaşma anlamına eşdeğerdi. Dünya özgürleşiyor, sosyal devrim Amerika’dan yükselerek dünyaya yayılıyordu. Kadın hareketleri, siyasi değişimler, savaş ve benzeri bürokratik hamleler şu dönemin yol haritasını çizdi.

Siyanür Dehşeti

Siyanür araştırılmaya başlandı; halk göze çarpan bulgulardan dolayı şaşkındı. Çünkü dikkat çekilmesi gerekilen nokta şu; siyanür satın almak isteyenler için bir engel şart koşulmuyor gibi görünüyor ama satışının yapılmasından önce toplumsal bir sorun olarak toplu intiharların artışının araştırılması gerekiyor. Artan geçim sıkıntısı, Türkiye toplumunda önü alınamayan derin bir travmaya davetiye çıkarıyordu. İntiharlar, yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarından kaynaklandığının kabul edilmediği ve bu olaylara dahi kulp takanlar oldu, daha da olacak gibi görünüyor.

Korku Dimağı

Korku, bir tür çatlaktır. Zamansızca ruhu kemiren, kemirdiği ruha çaresizliğe aşılayan, hafızaları bulanıklaştıran, yalanlar yaratan, değişim ihtiyacına saldıran, sözü anlamsızlaştıran, kişiyi bambaşka bir hale getiren ve daha da acısı kişiyi olduğu kişiden farklılaştırandır. Egemen akılların toplum nezdinde önemli bir kesime etki ettiğini de düşündüğümüzde, bireysel ya kitlesel halde gerçekleştirilen eylemlerin nötrleşmesini sağladığı apaçık. İçinde bulunduğumuz çağ için korku çağı diyenler de oldu. Bu tanımlamaların tümünde, korkunun nesnesi egemen akıllardı. Kadınlar, işsizler, muhalifler veya hak talep eden herkesi içine çekerek genişledi. Bugün ise herkes bu çemberin dışında kalmak için var gücüyle elinden geleni yapıyor. Hem de korkuyla, çaresizlikle, yalanlarla, farklılaşmalarla…

Türkiye Entelijansiyası

Türkiye entelijansiyasını bilgiyi yaygınlaştırmak ve toplumların değerlerini ifade etmek olarak tanımlayabiliyor olsak da bu izahın oluşmasında yeterince bulguya sahip olmadığımızı itiraf etmemiz gerekir. Fakat bunu tam anlamıyla anlıyor olabilmek için günümüz entelektüellerini bir süzgeçten geçirmek gerekiyor. Halen anlayamıyor olmamızın sebeplerinden biri de belki böyle bir aydınlar topluluğunun artık fiilen var olmamasından kaynaklı olmasıdır.

Başa dön